Yaşadığı dönemde sıra dışı boyuyla hafızalarda yer alan Uzun Ömer’in yeğeni Prof. Dr. Mehmet Özkan Bilecik Kent Konseyini ziyaret etti.
İsmi tüm Türkiye’ye yayılmış, yaşadığı dönemde sıra dışı boyuyla hafızalara kazınan Bilecikli/Abbaslıklı Uzun Ömer’in (1922, Bilecik – 4 Şubat 1960, Üsküdar) yeğeni Prof. Dr. Mehmet Özkan Bilecik Kent Belleği proje ekibinin konuğu oldu.
Bilecik Kent Konseyinden ziyaretin ardından Uzun Ömer’in gerçek hikâyesinin aile arşivinden gün yüzüne çıkacak özel bir koleksiyon eşliğinde, Prof. Dr. Mehmet Özkan’ın anlatımıyla çok yakında Bilecikliler ile buluşacağı ifade edildi.
DÜNYA’NIN EN UZUN İNSANI BİLECİK’Lİ UZUN ÖMER
Gerçek adıyla Ömer Özkan, 2,25 metrelik boyuyla ünlenmiş, zamanının en uzun boylu insanı olmuş bir Piyango bileti satıcısıdır.
AİLESİ SAVAŞ SONRASI İSTANBUL’A GÖÇ EDER
Uzun Ömer, 1922 yılında Bilecik’in Abbaslık köyünde doğmuştur. Doğumundan iki ay sonra ailesi, Yunan İşgali altındaki köylerinden kaçar ve savaş bitene kadar dağlarda yaşamış, daha sonra da İstanbul’a göç etmiştir. En bilinen özelliği devlik hastalığıdır ve yaşadığı dönemde dünyanın en uzun adamı olarak ünlenmiştir. Babasının, Ömer’in aksine 1,68 metre boyunda olduğu bilinmektedir.
“ÇOCUĞUNUZA İYİ BAKIN…”
Boyunun uzunluğu halk arasında bir rivayetle açıklanır. Bir gün yoksul ailesinin kapısını ak sakallı bir ihtiyar çalar ve Allah rızası için bir parça ekmek ister. Annesinin ekmekle birlikte evdeki yiyeceklerden de vermesi üzerine ihtiyar, “Allah sizden razı olsun, evinizde kıtlık olmasın, çocuğunuza iyi bakın.” diye bir duayla teşekkür eder. Annesi eve girdiğinde bütün kapların yemek dolu olduğunu görür. Zamanla bu yemekler tükenir; fakat Ömer’in boyu gittikçe uzar.
PİYANGO BİLETİ SATAR
Uzun Ömer, İstanbul’da Karaköy Postanesi’nin yanındaki küçük bir gişede dönemin piyangosu olan Tayyare Piyangosu’nun biletlerini satmaya başlar. Buranın kamulaştırılmasıyla o dönemde vapur iskelesi olarak da işlev gören Galata Köprüsü’nün altında açtığı yeni gişede piyango bileti satmaya devam eder. II. Dünya Savaşı nedeniyle yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı karneyle dağıtılan 300 gram ekmekle doymayan Uzun Ömer, dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar’la görüşür. Cumhuriyet Gazetesi’nin 15 Nisan 1942 tarihli haberi bu görüşmeyi şu şekilde aktarır ;
VALİ LÜTFİ KIRDAR EMRİ İLE FAZLA EKMEK VERİLİR
“….2 metre 25 santim boyunda ve 160 kilo ağırlığında, Bilecik’li Ömer isminde birisi, dün sabah vilayette Dr. Lütfi Kırdar’a müracaat ederek 300 gram ekmekle idare edemediğini ve ağır vücudu göz önünde tutularak, kendisine daha fazla miktarda ekmek verilmesini rica etmiştir….”
SAİT FAİK ABASIYANIK’IN ÖYKÜSÜNDE UZUN ÖMER
Uzun Ömer, Sait Faik Abasıyanık’ın 13 Temmuz 1947 yılında yayımlanan, Uzun Ömer adlı öyküsüne de konu olmuştur. Sait Faik Uzun Ömer’den şöyle bahsetmektedir:
Akşam olunca Ömer efendi gişesini kapar, Köprü’nün merdivenlerini uzun, dalgın bir hülya aleminde çıkar. Kendinden altmışar,yetmişer, seksener santim aşağıda insanların üstüne saffet dolu, hüsran dolu gözleriyle bakarak bir tramvay vatmanının yanında iki büklüm Beşiktaş’taki evine döner. Sonra tahtadan yapılmış hususi karyolası kırıldığı için yerde hususi yapılmış şiltesine uzanır, gözlerini kapar, helal süt emmiş bir eş düşünür.
58 NUMARA AYAKKABALARI
4 Şubat 1960 tarihinde, 38 yaşında, kalp yetmezliği sonucu ölen Uzun Ömer, özel bir tabutla defnedilmiştir. 58 Numara olan ayakkabıları, köprü altındaki gişesinde, gişeyi kendisinden sonra işletenler tarafından uzun yıllar sergilenmiştir.

