Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Turğut, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda önemli bir yere sahip olan Şeyh Edebali’nin kökeni ve ailesinin geçmişine ilişkin bilgiler paylaştı.
Şeyh Edebali’nin vefatının 700’üncü yılının UNESCO’nun Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı’na alınmasının Bilecik’in tanıtımı açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Turğut, bu gelişmenin hem şehrin hem de Şeyh Edebali’nin tarihsel mirasının daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağladığını ifade etti.
Şeyh Edebali’nin soy silsilesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Turğut, tarihî kaynaklarda kendisinin adının “İmadüddin Mustafa bin İbrahim el-İnaç el-Kırşehri” olarak geçtiğini aktardı. Kırşehir’in tarihî önemine dikkati çeken Turğut, Ertuğrul Gazi ile Şeyh Edebali’nin yollarının bu bölgede kesişmiş olabileceğini belirtti. Ayrıca Şeyh Edebali ile akrabalığı bulunduğu düşünülen Ahi Evran’ın türbesinin de Kırşehir’de yer aldığını hatırlattı.
İzleri Fatih Sultan Mehmet Dönemine Ulaşıyor
Turğut, Şeyh Edebali’nin, Kırşehir’e adını veren Kır Bey veya Kayır Han gibi önemli bir devlet adamının torunlarından olan Ertuğrul Gazi’nin yakın çevresinde bulunduğunu dile getirdi. Şeyh Edebali’nin üst soyunda Abdulkadir Geylani’nin oğlu Şeyh Abdulaziz’in torunlarından Tacüddin Mahmud’un da yer alabileceğini belirtti.
Şeyh Edebali’nin ailesinin sonraki kuşaklarına ilişkin bilgilere de değinen Turğut, oğlu Mahmud ile torunu Mehmed’in Bursa’da kadılık görevinde bulunduğunu söyledi. Aileye ilişkin izlerin vakıf kayıtları üzerinden Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar takip edilebildiğini kaydeden Turğut, 16’ncı yüzyıldan sonraki dönemde soyun devam edip etmediğine ilişkin ise yeterli bilginin bulunmadığını ifade etti.
“Şeyh Edebali” İsminin Anlamı
Şeyh Edebali’nin adının anlamına ilişkin açıklamalarda da bulunan Turğut, “Şeyh Ede” ifadesinin “şeyh ata” anlamına geldiğini, “Ede” kelimesinin ata ve dede sözcükleriyle benzer anlam taşıdığını belirtti. “Bali” kelimesinin ise “en büyük, ulu” anlamına geldiğini aktaran Turğut, bu ifadelerin bir araya gelmesiyle ismin “ulu ata” anlamında bir unvan olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Şeyh Edebali’nin yaşadığı dönemde çevresindekiler tarafından yalnızca “derviş” olarak anıldığını ifade eden Turğut, onun tevazusu ve paylaşım konusundaki adaletli tutumunun çevresinde çok sayıda insanın toplanmasını sağladığını dile getirdi. Bu ilginin zamanla maddi imkânlarının da artmasına katkıda bulunduğunu belirtti.
Turğut, Şeyh Edebali’nin kızı Rabia Bala Hatun’u Osman Gazi ile evlendirdiğini de sözlerine ekledi.

