» DR.RODOPLU:” BACAĞIN KESİLMESİNE VE ÖLÜME YOL AÇIYOR”

photodune-2043745-college-student-s

Haber Tarihi: 27 Şubat 2018, Saat: 15:08

Kalp ve Damar Cerrahı Op.Dr. Orhan Rodoplu şeker hastalığına ve buna bağlı olarak meydana gelen yaraların tehlike boyutlarına dikkat çekti.

Rodaplu; bu tür hastalıklarda bacağın kesilmesi hatta ölüme neden olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu.

 

Dr.Orhan Rodoplu konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Şeker yaralarına dikkat!!! Bacağın kesilmesine ve ölüme yol açıyor!

Dünyada ve ülkemizde şeker hastalığı son yıllarda hızlı bir şekilde artmaktadır. Şeker hastalarının en önemli hastaneye yatış nedeni ayaktaki enfeksiyon ve yaralarıdır.

Ayakta enfeksiyon ve yara gelişiminde damar tıkanıklığı büyük bir rol oynamaktadır. Damar tıkanıklığı şeker hastalarında oldukça sık karşılaşılan bir problemdir. Şeker hastalarında inme 5 kat, kalp damar hastalığı 2-4 kat ve bacak damar hastalığı ise 5 kat daha fazla görülmektedir. Her yıl şeker hastalarının %2-4 ünde ayak yarası gelişmektedir. Bir şeker hastasının hayatı boyunca ayağında yara olma riski %20 dir. Şekere bağlı ayak yarası ve enfeksiyonunda bacak kesilmesi en korkulan olay olup, oldukça yaygındır.  Şeker yarası oluştuğunda daha tanı anında bacağın kesilme ihtimali %20 dir. Şeker hastalarında bacak kesilme riski şeker hastası olmayanlardan 15 kat daha fazladır. Bacak kesildikten sonra karşı bacakta yara oluşup, o bacağında kesilme ihtimali %50 ye ulaşmaktadır. Tüm bu nedenlerle şeker hastalarındaki ayak yaralarının oluşumunun engellenmesi ve oluştuğunda da etkin bir şekilde tedavi edilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Zamanında tedavi edilmeyen Şeker Yaraları Hızla ilerleyip kangren-enfeksiyon oluşumuna yol açıp yaşamsal organları da hasarlayarak hastanın ölümüne dahi sebebiyet verebilir. Bu nedenle şeker yarası bir yaranın iyileşip iyileşmemesinden ziyade sorunu olmayıp, bacağın Ve yaşamsal organların kurtarılıp kurtarılamaması sorunudur.

Belirtiler:
Şeker hastalığının damar hastalığı ile ilgili en önemli belirtisi ayaklarda ve ayak parmaklarında oluşan genelde ağrısız yaralar, morarma, şişme, kızarıklık ve pis kokulu akıntı ile kendini belli eden enfeksiyonlar  ve parmak yada topuklardaki siyak renkli gangrenlerdir.  Gerek enfeksiyonlar gerekse yetersiz müdahale ile oluşturulmuş olan yaralar örneğin küçük gangren yada yaralar nedeni ile kesilen parmakların güdüğündeki yaralar aylarca iyileşmeden devam eder, uygun tedavi sağlanmadığında da ilerleyip daha yaygın bir hal alır. Şeker hastalarında iyileşmeyen ayak yaraları hastanın ve yakınlarının yaşam kalitesini bozmasının yanında bacağın kesilmesine kadar ilerleyebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir. sonucunda ayak ve bacak canlılığı tehlikeye girebilir.

Şeker hastalarında niçin yara gelişir ?

Şeker hastalarının çoğunda ayaklarda yara ve acının hissedilmesini engelleyen nöropati adı verilen sinir rahatsızlığı vardır. Yara gelişimine her türlü altyapının olduğu bir şeker hastasında, oluşan  basit bir yara hasta tarafından fark edilmeden kolayca ilerler. Öte yandan oluşan yaraların ve enfeksiyonların iyileşebilmesi için yeterli kan akımının olması gerekir. Ancak esas sorun buradadır. Ayak yarası olan şeker hastalarının yarıya yakınında bacaklarında damar tıkanıklığı bulunur ve bu tıkanıklık fark edilmesi zor olan dizden aşağıdaki damarlardadır. Sonuçta damarlarda tıkalı olduğu için yara iyileşemez, verilen ilaçlar iltihaplı dokuya ulaşamaz ve sonuçta yara/enfeksiyon daha da ilerler eklemler ve ayak yada bacağın kaybına gidecek ölçüde kemikler gibi daha derin dokularda etkilenir.

Ayak yarası olan bir hastada teşhis için ne yapılır?

Damar hastalığı bütün şeker hastalarındaki ayak yaralarında araştırılmalıdır. Hastaların önemli bir bölümünde eşlik eden damar tıkanıklığı olduğu ve yara iyileşmesini birincil derecede etkilediği için damar tıkanıklığı olup olmadığından emin olunmalıdır. Bunun için önce doktor yara ile beraber damarları da muayene eder. Daha sonra aralarında  renkli Doppler ultrasonografi, bilgisayarlı tomografik anjio, MR anjio ve klasik anjionun olduğu  çok çeşitli incelemelerle damarlar değerlendirilir. Bundan sonraki aşamada ayak bileği kol basınç indeksi (ABI) ölçülür. Şeker hastalarında çekilen anjiografide özellikle ayak parmaklarının damarlarına kadar bütün damarlara bakılmalıdır.

Şeker yaralarında damar tıkanıklığı nasıl tedavi edilir?

Damar hastalığı yada ayağa giden kan akımı düzeltilmeden yaranın iyileşmesi mümkün değildir. Buna karşın hastaların önemli bir bölümü yaranın pansumanı, küçük cerrahi girişimler, çeşitli ilaç tedavileri veya hiperbarik oksijen tedavisi gibi yöntemlerle vakit kaybetmektedirler. Bu yöntemlerin hiç birinin ayağa kan akımını artırıcı bypass yada tıkalı damarları açıcı balon ve stent gibi tedavilere üstün olduğu kanıtlanamamıştır. Bu nedenle damar hastalığı olan şeker hastalarında öncelikle damar hastalığının tedavisi gereklidir.
Tedavi ve girişimler hastanın ayağındaki yaranın enfeksiyon durumuna göre planlanır. Eğer ciddi iltihap var ise önce iltihaplı dokuların temizlenmesi, iltihaplı ve gangrene dokular varsa bu dokuların ortadan kaldırılması ilk yapılması gerekendir. Bu şekilde hastaya ve yaraya ciddi zarar veren iltihap kaynağı ortadan kaldırılmış olur. Bundan sonra bir kaç gün veya hafta içinde damarları açacak girişimler gerçekleştirilir. Eğer iltihap çok ön planda değil, kuru yara yada gangrenler varsa yapılacak olan ilk iş damar tıkanıklığının düzeltilmesidir.

Damar tıkanıklığının tedavisinde ilk aşama tıkalı olan damarların balon yada stent ile açılmasıdır. Eğer balon ve stent yapılamıyor yada yapılmışta başarısız olmuş ise o durumda bypass ameliyatı uygun olacaktır.

Balon ve stent: 
Tıpta endovasküler girişimler olarak ifade edilen bu tedavi yöntemleri lokal anestezi altında genelde kasıktan damar içerisine ilerletilen  bir balon tıkalı olan yerde balon şişirilerek damar açılır. Günümüzde uzun balonların mevcut olmasından ötürü uzun tıkanıklıklar kısa bir sürede açılabilmektedir. Şeker hastalarında  ayakta yara yapan  damar tıkanıklığı çoğu kez diz altında ayağa giden damarlardadır ve günümüzde bu damarlar büyük bir başarı oranı ile açılabilmektedir. Balon sonrası damar tam olarak açılmadığında metalin çerçeve yapısındaki stentler aynı tel üzerinden ilerletilerek tıkalı yada yeterince açılmamış damarlar açılabilir.
Normal şartlarda balon yada stent sonrası damarlar aylar içinde tekrar daralmaya başlar ve bir süre sonra tıkanır. Damarların tekrar daralmasını engelleyen bir ilacın balon yada stentin üzerine emdirilmesi sayesinde elde edilen ilaçlı balon ve stentler günümüzde damarların tekrar daralma riskini önemli oranda azaltan en etkin yöntemlerdir.     Öte yandan önceleri zor olan uzun damar tıkanıklıkları ve yapılamaz olduğu düşünülen diz altı damar tıkanıklıkları özel tekniklerle günümüzde açılabilmektedir. Tıkalı damar balon yada stentle açıldıktan sonra yara olan dokuya yeterli kan akımının gitmesini sağlayarak yaranın iyileşmesinin hızlandırır ve daha da önemlisi bacağı kesilmeden korur.

Bypass ameliyatları: Tıkanıklığın üstü ile altı arasındaki damarlar arasına köprü yapılarak kan akımının devamlılığını sağlayan bypass ameliyatları halen şeker hastalarındaki ayak yaralarının tedavisindeki en etkili yöntemdir. Balon ve stentin aksine yapılan ameliyat daha uzun ömürlüdür ve bu süre zarfında yara iyileşir ve bacak kurtulmuş olur. Bypass ameliyatı belirli bir anestezi altında yapılır ve köprü olarak tercihan hastanın kendi toplardamarlarında kullanılır. Genelde tıkanıklığın üstü ve altı hizasında damara ulaşacak birer kesi yapılıp, buradaki atar damarlar arasında bir damar köprüsü oluşturulur.
Örneğin aorta yada iliak arterler tıkalı ise aortadan kasıktaki femoral atardamarlara bypass yapılır.Eğer tıkalı olan damar uyluktaki femoral atardamar ise bu durumda kasıktan diz arkasına femoropopliteal bypass gerekebilir.
Distal bypass
Ancak çoğu kez şeker hastalarında dizin daha da ilerisindeki damarlar tıkalıdır. Bu durumlarda ise ayak damarlarına yapılacak olan bypass ameliyatları, hastanın ayağını yada bacağını kurtaracak yegane seçenektir. Bypass ameliyatları bir zamanlar bypass yapılamayacak kadar ince  olduğu düşünülen dizaltı, bilek, ayak sırtı ve taban atardamarlarına kadar uzanacak şekilde büyük bir başarı oranı ile yapılabilmektedir.

Genel olarak siyah renge dönmüş ve canlılığını yitirmiş olan parmakların geri döndürülmesi yada kurtulması mümkün değildir. İster balon ister bypass ameliyatı olsun bir şekilde tıkalı damarlar açılıp, yaranın olduğu ayağa kan götürüldükten bir kaç gün sonra gangrenli ölmüş parmaklar alınır. Bütün mesele bu gangrenli parmaklar alındıktan sonra yaranın iyileştirilmesidir. İşte balon ve bypass kalan dokunun beslenmesini artırarak, yaranın iyileşmesini ve sonuçlarda bacağın korunmasını sağlar. Damar açıcı tedaviyi takiben alınan parmakların olduğu zeminde yada yaranın olduğu dokuda  yara bakımına ve pansumanlara devam edilir.  Şeker hastalarında yara iyileşmesi zaman alır ve bazen aylarca sürebilir.

Bu Habere Yorum Yapmak İstermisiniz

avatar