» BİLGİN;” TÜRKLERİN İSİMLERİNİ DEĞİŞTİRMİŞLER”

“Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim üyesi aynı zamanda Bilecik Türk Ocakları Başkanı Doç.Dr. Taner Bilgin Batı Trakya ve Rumeli’de bir takım incelemelerde bulundu. Bilgin hoca muhabirimiz Erhan Toka’ya gittiği ve gördüğü yerleri anlatarak orada yaşayan Müslüman Türk halkının şimdiki durumlarını aklardı. Doç.Dr. Taner Bilgili Osmanlı döneminde yapılan Camilerin, Han ve Hamamların Türkiye tarafından TİKA ( TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA AJANSI)  marifetiyle restore edildiğini aktararak, her namaz vakitlerinde Camilerde ezan seslerinin duyulduğunu belirtti. Bilecik ŞEÜ Tarih Bölümü Öğretim üyesi Doç.Dr. Taner Bilgin şu ifadelere yer verdi:

“KARADA OLAN BİR DENİZ FENERİ”

“İpsala sınır kapısından karşı tarafa geçtik. Aleksandıra Polis şu andaki ismi. Daha önceleri Türk dönemindeki ismi  Dedeağaç. Yunanistan’daki Dedeağaç’a geçtik. Dedeağaç bir sahil kenti. Bizim buralardaki sahil kentlerinden hiçbir farkı olmayan bir yer. Gitmeden önce bir araştırma yapmıştık zaten bu bölgeyi. Burada 2.Abdülhamit döneminde yaptırılmış bir deniz feneri var. Bu deniz fenerinin şöyle bir özelliği var. Deniz fenerleri genelde denizin içerisinde olmasına rağmen bu sahil kenarında yapılmış bir fener, karada olan bir deniz feneri. Yunanlılar buna büyük bir önem vermişler ve bunu yeniden restore etmişler. Tarihi dokuyu aynı şekilde koruyorlar. 1800’lü yıllarda, 2.Abdülhamit’in tahta çıkışından sonra yapılmış olan bir deniz feneri vardı. Burada Osmanlı yapıları çok fazla gözükmüyordu.

“BURADA 2 TANE MÜFTÜ VAR”

Dedeağaç’tan sonra ikinci durağımız Osmanlı toprağı olan, 2.Balkan savaşında kaybettiğimiz Balkan toprakları. Batı Trakya olarak ifade edilen Meriç nehrini takip ederek Gümülcine’ye doğru hareket ettik. Giderken sağlı, sollu Türk köylerini gördük.Cami minarelerinin gözükmesi bizi oldukça duygulandırdı açıkçası..Daha sonra Gümülcine’ye uğradık. Gümülcine’liler bizim gelmemizden dolayı son derece hoşnut kaldılar. Orda Türkçe konuşan Müslümanlar var. Kendilerini azınlık olarak ifade ediyorlar. Yunanlı’lar bu insanları azınlık olarak görüyorlar.Çok büyük sıkıntı yaşıyorlar. Gümülcine’de yalnız şöyle bir olayla karşılaştık, Gümülcine Müftüsü ile karşılaştık. Burada iki tane müftü var. Lozan’da şöyle bir anlaşmamız var Batı Trakya’daki Türk’ler ile İstanbul’daki Rumlar mübadeleye tabi tutulmamışlar. Bu bölgedeki Türk’ler ve İstanbul’daki Rumlar Mübadele edilmemişti. Batı Trakya’daki Türkler yerlerinde kalmıştı. Dolayısıyla o bölgede kalmışlar. Ancak üzücü olan şu ki, Yunan hükümeti Türk mahallelerinin hiç birisine yatırım yapmıyor. Bunda belki de Yunanistan’ın yaşamış olduğu ekonomik sıkıntı da var tabi ama bu yıllardan beri var olan bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Çok eski yapıların olduğu bir yer olarak kalmış. Tarihi dokuyu da mümkün olduğunca yıpratmışlar. Osmanlı döneminden kalma Türk mezarlarını gördük orada. Yani üzücüdür belki ama Osmanlı Devlerinin kuruluşu 1299. Yani biz buradaki araştırmalarımız esnasında en eski mezar taşını 15.Yüz yılın ortalarında bulmuştuk. Orada 1300 yıllarına ait mezar taşlarını gördük incelememiz esnasında. Birkaç tane Cami var Gümülcine’de. Buradaki insanlarımız azınlık psikolojisinde olduğu için hükümetten yana son derece güzel bir tablo çiziyorlar. *TİKA’nın burada yapmış olduğu tadilat çalışmalarını gördük. Açıkçası son derece gururlandık.

“ MEHMET ALİ PAŞA KÜTAHYA’YA KADAR GELMİŞ”

Gümülcine’den sonra Kavala’ya geçtik. Kavala yine Yunanistan’ın şehirlerinden bir tanesi. Kavala Osmanlı Devletine isyan eden bir paşa var Kavala’lı Mehmet Ali Paşa. Yunanlı’lar Osmanlı’ya 1830 yılında isyan ettiği için biliyorsunuz kendisi Mısır Valisi kendisi o dönem. Osmanlı Devletine isyan etmiş, hatta Kütahya’ya kadar gelmiş bir kişi. Yunanlı’lar sırf Osmanlı Devletine isyan etti diye  Mehmet Ali Paşa’nın bütün eserlerini restore etmişler. Kurabiyeleri ile meşhur, aynı zamanda deniz turizmi ile de meşhur bir yer. Güzel bir kalesi var, kaleye çıkarken tamamı Türk mimarisi. Türk evlerinin olduğu bir yer. Kesinlikle ve kesinlikle görülmesi gerekli bir yer bence.. Yani Türkiye’den hatta Bilecik’ten 6 saat sonra Kavala’ya ulaşabiliyorsunuz. Sınır kapılarında Yunanlıların yaklaşımları da son derece sıcak. Herhangi bir sıkıntı çıkartmadılar. Hatta KOMŞİ şeklinde cümlelerle bizleri ağırladılar. Ailemizle gittiğimiz için belki arama falan da yapmadılar. Kavala’da kaleye çıktığımızda ise bir Türk Camii gördük. Ama üzücü olan tarafı Türk Camiinin önüne mayolu bir kadın resmini koymuşlar. Cami kullanılmıyor, bir müze halinde bırakılmış. Yunanistan bize onları restore etmemize müsaade etmemiş. Kavala’lı Mehmet Ali Paşa’nın evini ziyaret ettik. At üzerinde isyan eden bir heykelini yapmışlar Paşa’nın. Tamamı şu anda Yunan evlerine dönüşmüş vaziyette.Ama daha öncesinde Türklerin yaşadığı bir yermiş.

“TÜRKİYE’DEN ÇOK FAZLA ZİYARETÇİ GELİYOR”

Üç dört  gün Kavala’da kaldıktan sonraki durağımız Selanik oldu. Burada Atatürk’ün evini ziyaret ettik. Türkiye’ye ait bir yer. Saat 10’da açılıp akşam 5’e kadar açık olan bir yer burası. Türkiye’den çok fazla ziyaretçi geliyor. Orayı Türkiye bir müze haline getirmiş. Üzücü olan tarafı herhangi bir saldırıya karşı ne yazık ki Yunanlı’lar orada büyük bir demir perdeler çekmişler. Olası herhangi bir sebepten dolayı iki ülke arasında bir sıkıntı, bir kargaşa yaşanırsa zarar gelmesine engellemeye çalışmışlar.

           “KÖFTENİN MAKEDONYA’DAN GELDİĞİNİ ÖĞRENDİK”

Selanik’ten sonra Makedonya’ya geçtik. Asıl bizi heyecanlandıran da Makedon topraklarıydı. Makedonya’da ilk durağımız Manastır oldu. Manastır’a geçmemizin sebebiyse yine Enver Paşaların, Talat Paşaların, Ali İhsan paşanın, Mustafa Kemal Atatürk’ün okumuş oldukları Askeri Lise, yani Manastır Askeri İdadisi. Hemen şehrin girişinde, son derece güzel bir müze haline getirmişler. Hem Makedonya eserlerinin olduğu, hem de Atatürk’e ait, Atatürk heykelleri, mumdan yapılmış gençlik portrelerinin olduğu son derece güzel bir müze haline getirmişler. 3-5 Euro karşılığında giriş yapabiliyoruz ama çok güzel bir şekilde korumuşlar müzeyi. Güzel bir belgesel gösterimi var İdadinin içerisinde. Son derece sıcak bir yaklaşımları söz konusu. Manastır’ın Bilecik’te olduğu gibi bir tane caddesi var yaklaşık olarak bin metre. Eski Türk evlerinin olduğu bir cadde. Yanı başımızda Halkbank’ı, Ziraat Bankasını görmek bizi fazlasıyla sevindirdi. İnsanların Türkçe konuştuğunu görmek o bizi daha da mutlu etti haliyle..

“CAMİLERDE EZAN SESİ DUYMAK HARİKA BİR DUYGU”

Caddenin sonunda da iki tane Cami var. TİKA tarafından restore ettirilmiş bu camilerde ezan sesini duyabilmek harika bir duyguydu. Son derece güzel bir yemek kültürleri var. Köftenin Makedonya’dan gelmiş olduğunu anlamış olduk böylece. Türkiye’de bile bu kadar lezzetli et yemediğimizi itiraf etmem gerekiyor. Kaymaklı köfte diye meşhur bir köfteleri var. Çünkü biz Türkler Avrupa’ya gittiğimizde bizim damak tadımıza uygun yemekler bulabilmek son derece zor iken evimizden hiçbir farkı olmayan bir Coğrafya olduğunu gördük. Orada karşılaştığımız insanlarla yapmış olduğumuz muhabbetlerde hepsinin Türkiye ile bir bağlantısının olduğunu, kimisinin Kütahya’da, kimisinin Bursa’da, kimisinin ise Eskişehir’de genel anlamda pasta işi yaptıklarını, çerezcilik yaptığını veya köftecilik yaptığına tanık olduk. Kütahya’daki MÜLAYİMOĞLU KÖFTECİLİK’in akrabaları olduğunu gördük. Açıkça söylemek gerekirse buradaki insanlarımızın sürekli Türkiye’den bir beklenti içerisinde olduğunu gördük. Manastır ittihatçıların kalesi olarak görülen, Makedonya’da Enver paşaların, Talat paşaların dağlarda eşkıya kovaladıkları, 30 yaşında  Enver paşa yüzbaşı ünvanıyla 2. Meşrutiyeti ilan etmek için mücadele eden kişilerin başında geliyor. Sonraki süreçte de Genelkurmay başkan vekilliğine kadar çıkan bir isim.

“ 2.MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE BİLECİK’E GELEN BİRİSİ”

Manastır’dan sonra Resne’ye geçtik. Bu dediğim yerler arasında çok fazla mesafe farkı yok. İkişer saatlik yolculukla geçebileceğiniz yerler buraları. Resne’li Niyazi diye, yine İttihatçılar için son derece önemli bir isim. Hatta 2. Meşrutiyet yıllarında Bilecik’e gelen birisi. Resne’de çok güzel bir saray yapmıştır. Türk nüfusu yüzde 15, yüzde 20 bir duruma gelmiş burada. Yine Resne’de birkaç Cami gördük. Küçük bir yer burası yaklaşık olarak 7-8 bin nüfusu olan bir yer kasaba haline dönmüş.

ALLAH TÜRKİYE’Yİ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN”

Resne’den sonra da dünyanın en büyük Göllerinden olan, aslında Deniz’den de bir farkı olmayan OHRi dediğimiz yere geçtik. Ohri harika bir yer. Burada yine Osmanlı’nın eserlerini görünce hayranlık içerisinde izledik. Burada da çok fazla Camilerimiz TİKA tarafından restore edilmiş. Hanlar var, Hamamlar var. Oradaki insanların söyledikleri şey , Türkiye’den beklentileri şu; Allah Türkiye’yi başımızdan eksik etmesin, sizleri başımızdan eksik etmesin şeklinde…Türkiye’ye karşı çok büyük bir teveccüh vardı. *TİKA vasıtasıyla oradaki bütün camilerimiz restore edilmiş ve ezan sesinin oradaki Müslümanlar tarafından duyulmasını sağlamış. Camilerde hasırlar gördük ve şunu anladık ki içerileri yetmiyor ve 500-600 hatta Bin kişilik Camiler olmasına rağmen cemaate yetmediğini, özellikle Cuma namazlarının olduğu günlerde Hutbeler Türkçe okunuyor, ezan seslerini her namaz saatlerinde duyabiliyoruz. Sadece bir Cami’de değil, bütün Camilerde ezan okunduğunu duyabiliyoruz. Bugün şükürler olsun ki, eskiden FETÖ terör örgütünün yapmış olduğu bazı icraatları onların ellerine bırakmayarak Devletimiz kendisi bire bir gidip oradaki vatandaşına hizmet etmeye çalışıyor. Bir başka ayrıntıyı dile getirmem gerekiyor ki; yurt dışına çıkar çıkmaz cep telefonlarımıza şöyle bir mesaj geliyor. Gelen mesajda Büyük elçiliklerin telefon numarası direkt mesaj olarak geliyor. Bu bizim için büyük bir güvendi, insanların yurt dışına karşı duymuş olduğu buna fobi diyelim artık ama gönül rahatlığıyla gidilebileceğini, artı bu Coğrafyaya da rahatlıkla gidilebileceğini gösteriyor.

“TÜRKLERİN İSİMLERİNİ DEĞİŞTİRMİŞER”

Kosava Prizren ayrı bir güzellik zaten. TİKA tarafından buralara da dehçetçe bir yatırım yapılmış açıkça söylemesi gerekirse. Kısaca şunu ifade edeyim bizim burada bir misyonerlik faaliyeti yapmamıza, herhangi bir şekilde bir altyapı çalışması yapmamıza gerek olmadığını gördük. Oradaki bütün Türk halkı son derece iyi Türkçe konuşmasını biliyorlar ve Türkiye’den medet umuyorlar. Makedonya’da bunu fazlasıyla gördük. Ancak şu anda özellikle Camilerin hemen yanında büyük kiliseler yapılmış. Bir bakıma İslam dini bitirilmeye çalışıyor. Ama biz orada şunları gördük Türkçe bilmeyen insanların bile bir şekilde camilerde çocukların Arapça eğitim alarak  ELİF-BE-TE-SE-CİM gibi harfleri okuduklarını gördük. İslam dininin de hala yaşatılmak için büyük bir mücadele gösterildiğe tanık olduk. Diğer bir konu ise, burada azınlık psikolojisinde kalmalarından dolayı şöyle bir sıkıntı yaşamışlar. Özellikle Bulgaristan, Sofya Filibe gezimiz esnasında insanlara şunu gördük. 1985 Yılından sonra insanların isimlerini değiştirmişler. Örneğin Zehra ismini Silviya şeklinde Bulgar hükümeti isimlerini değiştirmiş. Tabi bu tür baskılar oradaki Türk halkı tarafından daha büyük tepkilerle karşılanmış.Bir bakıma bu tepkiler neticesinde Bulgarca kelimelerin kullanılmaması veya kendi kültürlerini yaşatmak için daha büyük bir özveri içinde olduklarını görüyoruz. Yeni doğan çocukların hemen hemen hepsinin Türkçeyi iyi bir şekilde öğrendiklerini gördük. Şunu gördük ki bizden daha Milliyetçiler, bizden daha fazla Türkiye hayranılar, bizden daha fazla Türkiye’yi merak edip takip ediyorlar.

“TRT MAKEDONYA”

Burada Yenişehir-Bursa yolunda giderken otomatikman radyolarımız çekmiyor. Nasıl bir teknoloji yapmışlarsa Makedonya’da TRT MAKEDONYA diye bir kanal var. Bütün Makedonya’yı gezdik, ormanlık alanları gezdik ve radyo yayını hiç kesilmedi. Türkçe yayınları dinledik sürekli… Açıksa söylemek gerekirse hayran kaldığımız bir gezi oldu bizim için..İmkanı olanların da mutlaka bu yerleri gezip görmelerini tavsiye ederim “dedi.

“NABİ BEY ARZU EDERLERSE SEVE SEVE…”

Son olarak Bilgin hocamıza sorduğumuz; “TİKA Başkanı olan Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm eski Bakanı, Hemşehrimiz, Prof.Dr.Nabi Avcı’ya Batı Trakya’da gördüklerinizi bir rapor etmeyi düşünür müsünüz” sorumuza Bilgin; “Nabi bey eğer arzu ederlerse tabi ki seve seve bir rapor hazırlayarak kendilerine sunmayı görev adlederim” ifadelerini kullandı.

* TİKA: TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA AJANSI BAŞKANLIĞI

avatar