» Başkan Aynur: “Avukatlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesini istiyoruz”

Bilecik Baro Başkanı Av.Halime Aynur 5 Nisan Avukatlar Gününde yapmış olduğu açıklamada yaşadıkları zorluklara dikkat çekerken, güçler dengesinin üstünü çizdi.

Başkan Aynur yazılı olarak yaptığı geniş çaplı açıklamasında şunları ifade etti:

“EN BÜYÜK DİLEĞİMİZ”

“Bağımsız savunmanın yegane temsilcisi, adalet, insan hakları, hukuk devleti ve demokrasinin yılmaz savunucuları olan tüm meslektaşlarımızın Avukatlar günü kutlu olsun.

Bugün; dünya tarihi kadar eski olan savunma hakkının, özgürlüğün, demokrasinin ve hukukun üstünlüğü mücadelesinin sembolüdür. Bu kutsal mücadeleye emek veren, tüm meslektaşlarımıza saygı ve minnetimizi sunuyor, aramızda olmayanları şükranla anıyoruz.

Öncelikle tüm dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran; binlerce canın yitip gitmesine neden olan covid-19 salgınından bir an evvel tüm dünyanın kurtulmasının en büyük dileğimiz olduğunu bildiririm.

AÇIK BİR ŞEKİLDE BAROLARA VERMİŞTİR”

Avukatlık Kanununun 1. Maddesi “Avukatlar yargının kurucu unsuru olup, bağımsız savunmayı, serbestçe temsil eder ” demektedir. Yine Avukatlık Kanunu’nun 76.maddesi “Hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak.’’ görevini açık bir şekilde barolara vermiştir.

Biz avukatız. Bizim varlığımız hukuk güvenliğinin; bizim bağımsızlığımız, bağımsız yargının ön değil, öz koşuludur. Biz yargının “ olsa da olur”u değil, “olmazsa olmazı”yız. Biz avukatız. Şiddete uğrayan kadınların, istismar edilen çocukların, engellenen engelli yurttaşların avukatıyız. Ranta kurban edilen işçilerin, göçük altında unutulmuş madencilerin, ürünü zarar görmüş çiftçinin, haber yapmakla suçlanan gazetecilerin avukatıyız biz. Cübbemize saygımız, yeminimize sadakatimiz var bizim. Demokrasiye inancımız, hukuka bağlılığımız, Cumhuriyet’e aşkımız var bizim.

Anayasamızın 2. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri sayılmıştır ve bu nitelikler arasında “hukuk devleti” de vardır. Hukuk Devleti, hukukun üstünlüğüne dayalı devlet demektir. Bu düzende sadece fertlerin değil, kamusal gücü elinde bulunduranların yani devletin de hukuk düzenine uyması, uygun davranması gerekir.

Maalesef son yıllarda, özellikle hükümet sistemi değişikliğinden sonra, güçler dengesinin, yürütme lehine kuvvetli bir şekilde değişmesi sonucu, hukuk devleti ilkesi, hak ve özgürlük savunuculuğu, avukatlık mesleği ciddi bir tehdit ve tehlike içindedir. Toplumda adalete güven duygusu dip yapmış, adalete inanç ciddi şekilde zedelenmiştir. Bunun temel sebebi de yargının yürütme etkisinden kurtulamaması, görev ve atamalarda hakkaniyet, liyakat ve adalet prensiplerinden uzaklaşılması, Anayasa, kanun ve hukuk kurallarına uygun davranılmamasıdır.

Yerel mahkemeler, Anayasa gereği herkesi bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamakta, bir kısım siyasiler ise demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezi Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi önerebilmektedir. Yine kanunla yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmeler yine kanunla yürürlükten kaldırılabilecek iken TBMM pasifize edilmiş, tek kişinin verdiği bir kararla yürürlükten kaldırılmak istenmiş, Cumhuriyetimizin temel sözleşmeleri bu anlamda tartışmaya açılmıştır.

Mahkemeleri hedef göstermek, yargıya talimat vermek siyasi iktidar sahiplerince alışkanlık haline getirilmiştir. Bu güç gösterisi sosyal medya alışkanlıkları ile tabana yayılmış, sosyal medyalarda mahkeme kurulup yargılamalar ve hatta infazlar yapılmaya başlanmıştır. Hukuk sistemimiz dış etkiye açık ve kendisini dahi koruyamaz hale gelmiştir.

Hukuk kuralları herkese eşit ve adil uygulanmamaktadır. Pandemi şartları ile bir yandan STK ve meslek örgütlerinin genel kurulları hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde ertelenmiş, verilen yargı kararları uygulanmamış iken, diğer taraftan on binlerce kişinin katılımı ile miting havasında siyasi parti kongreleri yapılmıştır. Bir taraftan gariban kimsesiz kişilere çok yüksek cezai yaptırımlar uygulanıp, cenazelerde sıkı önlemler alınırken diğer taraftan güçlü azınlığa hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanmamış, kurallar göz ardı edilmiş bu da toplumun adalet duygusunu örselemiştir.

Yargının üç unsurundan olan ve hukuk ihlallerinin en üst seviyede yaşandığı içinde bulunduğumuz bu dönemde, yargının tek temsilcisi haline gelen, sadece mesleki değil aynı zamanda devletin temel değer ve ilkelerinin en önemli savunucusu, yargının asli ve kurucu unsuru olan savunma makamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına rağmen ve hiçbir meslek örgütünde benzeri düzenleme olmamasına rağmen bölünmüş, savunma pasifize edilmek istenmiştir.

Siyaset yapmakla eleştirilen barolar, devletin kurucu ilkelerini korumak ve savunmak zorundadır.

Defalarca açıklanmasına rağmen bir türlü hayata geçmemiş taleplerimiz sadece mesleki olarak avukatların değil aynı zamanda hukuk devletinin gereği olarak devletimizin de sorunudur. Biz avukatlar olarak, Avukatlık Kanunumuzun, çağdaş ve amaca uygun şekilde değiştirilmesini , Devletin üniter yapısına uygun bir şekilde, çoklu baro sisteminden vazgeçilerek tekli baro sistemine dönülmesini talep ediyoruz,

Savunma görevi nedeni ile savunduğumuz kişi ve kurumlarla özdeşleştirilmekten, üstlendiğimiz dava ve takipler nedeniyle öldürülmek, yaralanmak, tehdit edilmek, dışlanmaktan kurtulmak istiyoruz. Yaşamak ve görevimizi yapmak istiyoruz.

İddia, savunma ve karar üçgeninde Silahların eşitliği prensibine saygı duyulmasını istiyoruz, Savunduğumuz kişiler adına bilgi ve belgelere ulaşmada sıkıntı çekmek istemiyoruz,

Sorumlulukta olduğu gibi haklarda da kamu görevlisi muamelesi görmek istiyoruz, CMK uyarınca görevlendirilen müdafilerin ücretinin süresinde ödenmesini ve Avukatlık asgari ücret seviyesine yükseltilmesini istiyoruz,

Yasa gereği eşit haklara sahip olan Hâkim Savcılar ile Avukatlar arasında ita Amiri ilişkisi kurulmaya çalışılmasını istemiyoruz,Yargının diğer kurucu iki unsuru olan Hâkim Savcı gibi Kamu Görevi Gören, Kamu Avukatlarımızın Özlük haklarının iyileştirilmesini istiyoruz,Avukatların müvekkil vekil ilişkisini düzenleyen vekâletnamelerini kendilerinin tanzim etmesini istiyoruz,Hukuk Fakültelerinin açılmasının sıkı kurallara bağlanmasını,Avukatlığa Kabul Ve Stajyerlik sınavlarının ivedi olarak getirilmesini istiyoruz,

Savunma hakkının lüks olmaktan çıkarılmasını, Avukatlık hizmetlerindeki KDVnin 18 den aşağıya çekilmesini istiyoruz

Siyasetin “Savunma Yargının kurucu unsurudur” cümlesini İçselleştirmelerini istiyoruz. Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine ve temel niteliklerine bağlı Bilecik Barosu Avukatları olarak ve Bilecik Barosu olarak mesleğimizden aldığımız güçle; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti, bağımsız yargı, bağımsız savunma ilkeleri için eylem ve söylemlerimizi aynı inançla sürdüreceğimizi belirterek, tüm meslektaşlarımızın 5 Nisan Avukatlar Gününü kutluyoruz.”

avatar